Doğduğunuzda annenize göbek bağıyla bağlanırsınız. İşte bu ilk bağı doktorunuz siz dünyaya geldiğiniz an keser. Bebek güvensizlikler ve belirsizliklerle dolu dünyaya adım atmıştır. Tabi bu bağ doktor tarafından kesilse de bazı ebeveynler görünmeyen bir göbek bağıyla çocuğa bağlanmaya devam ederler. Kimi anne/babalar çocuklarına karşı öyle korumacıdırlar ki çocuklarını kendilerine bağımlı hale gelirler. Bazılarıysa çocukları ihmal eder ve çocukta bir kaygı başlar. Ebeveynin bu tutumlarına ise bağlanma adı verilir. Bu bağlanmada çeşitlilik gösterir. Bağlanma stili, bir kişinin kendisini ve çevresini nasıl gördüğünü, yaptığı seçimleri ve aldığı kararları, başa çıkma becerilerini ve ilişkilerindeki tutumlarını şekillendirir.

Güvenli bağlanma, kaygılı bağlanma, kaçıngan bağlanma ve dağınık bağlanma olmak üzere 4 farklı bağlanma çeşidi vardır. Güvenli bağlanan kişiler çocukluk dönemlerinde duygusal ihtiyaçları karşılanmış , sevgi dolu ve tutarlı bir bakım aldıkları için yetişkinlik dönemlerinde ilişkilerinde sağlıklı ilişkiler kurarlar. Kaygılı bağlanan kişiler sevgi ve ilgi istenildiğinde bazen buna karşılık almışken bazen de almamışlardır. Yetişkinlik döneminde geldiklerinde partnerlerinden sürekli ilgi ararlar ve ilişki içinde sürekli bir kaygı hissettiklerinden dolayı terk edilme korkuları çok yüksektir. Kaçıngan bağlanan kişiler çocukluk döneminde ilgisiz kaldıkları için yetişkinlik dönemlerinde duygusal yakınlıktan kaçınırlar çünkü başkalarına güvenmekte zorluk çekerler. Dağınık bağlanan kişilerin çocukluk döneminde travmatik veya istikrarsız şekilde büyüdüklerinden dolayı yetişkinlik dönemine geldiklerinde duygusal olarak karmaşık ve tutarsız ilişkiler kurma eğilimindeler.

Kaygılı bağlanma son dönemde ilişkilerdeki en büyük problemlerden biri olarak gözüküyor. Sağlıklı ilişkiler sırf kaygılı bağlanan partnerler tarafından bitiyor.  Kaygılı bağlanma çocuklukta tutarız, ilgisiz ve duygusal yönden istikrarsızlığın olduğu ortamda yetişen insanların yetişkinlikte ilişkilerinde yaşadığı bir bağlanma stilidir. Çocuğun ihtiyaçlarında ebeveyn bazen vardır bazen de yoktur bu durum çocuğa karmaşık mesaj verdiğinden dolayı güvenle ilgili sorun yaşarlar. Kaygılı bağlanan insanların çocukluk dönemlerinde güvenli bir bağ kurulmadığı için bakımı yapan kişiden ayrıldığında yoğun kaygı yaşarlar ve bakımı yapan kişi tekrardan gelse bile kolaylıkla sakinleşemezler. Yetişkinlik dönemlerinde ise terk edilme korkusu, aşırı onay arayışı ,duygusal dalgalanmalar ve güvensizlik en belirgin özellikleridir. Kaygılı bağlanan kişilerin romantik ilişkilerine de bu durum yansır. Olumsuz duyguları en uç şekilde yaşadıkları için ilişkinin güvensiz bir durum olduğunu düşünerek her an terk edileceğini zannederler.  İlişkide çok fazla yakınlık isterler, reddedilmekten korkarlar, karşı tarafın ilgisini üstünde tutmak için sağlıklı iletişimi tercih etmek yerine oyunlar oynarlar, rahatsız oldukları durumda bunu ifade edemezler ve her durumu kişisel algılarlar. Sürekli daha fazlasını yaparak sevilmeye garantilemeye çalışmak, en ufak problemlerden bile her şeyi mahvedeceğini düşünerek durumu kişisel algılıyor ve bu gibi durumlarda “yeterince iyi değilim daha iyisi olmalıyım” hissi bir kaygılı bağlanmanın bir iç sesidir. Peki sevilmek için bizim sürekli bir şeyler mi yapmamız gerekir? Pek sanmıyorum.

Kaygılı bağlanma stiline sahip bireyler, endişe ve güvensizlikten kurtulmak adına öneriler vardır. Kaygılı bağlanan kişilere etkin iletişimi uygulamaları öneriliyor. Etkili iletişim duygularını açık ve dürüst bir şekilde ifade ederek beklentilerini içtenlikle iletmeyi kapsar. Etkili iletişimle birlikte partnerinin duygularının güçlü olduğunu anlarlar ve aralarındaki bağ güçlenir.

Diğer önemli konu ise kendini tanımak ve duygularının farkına varmaktır. Duygularınızla başetmeyi öğrenmelisiniz. Nefes egzersizleriyle, bedensel egzersizlerle kaygınızı kontrol altına almayı öğrenmelisiniz.